TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev, açılış konuşmasında 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı’nın Türk Dünyası için taşıdığı önemi vurguladı. Raev, “1926 yılında Bakü’de toplanan Türkoloji Kurultayı, sadece bir bilimsel toplantı değil, bir milletin kaderiydi. O gün bir araya gelen bilge kalemler, yalnızca dil üzerine konuşmadılar; onlar bir milletin sesini, benliğini, ortak ruhunu ve geleceğini şekillendirmeye çalıştılar” dedi. Raev, bu kurultayda ortak bir alfabe ve ortak bir bilincin temellerinin atıldığını belirtti.
Türk Dünyası’nın Tarih Boyunca Karşılaştığı Zorluklar
Raev, Türk Dünyası’nın tarih boyunca birçok zorlukla karşılaştığını, ancak dilinden, kültüründen ve kimliğinden taviz vermeden varlığını sürdürdüğünü ifade etti. Orta Asya’dan Balkanlar’a kadar uzanan geniş coğrafyada ortak bir geçmişin mirasının taşındığını belirten Raev, “Binlerce yıllık bu kadim medeniyetin taşıyıcıları olan Türk halkları, tarih boyunca yalnızca savaş meydanlarında değil, ilim ve irfan yolunda da büyük mücadeleler vermiştir” dedi.
Repressiya Dönemi ve Türk Aydınlarının Mücadelesi
Raev, 1937-38 yıllarında yaşanan “Repressiya” dönemine dikkat çekerek, bu dönemde Türk aydınlarının hedef alındığını ve büyük kayıplar yaşandığını belirtti. “Repressiya adı verilen bu dönem, yalnızca bireyleri değil, bir milletin ortak hafızasını da hedef alıyordu. Türkologlar, şairler, yazarlar, bilim insanları susturulmak istendi. Fakat susturulmak istenen bu ses, bugün hâlâ yankılanıyor, bizleri burada bir araya getiriyor” şeklinde konuştu.
Türk Dünyası’nın Ortak Kimliği ve Geleceği
Raev, Türk Dünyası’nın ortak kimliğini pekiştirmek ve diller arasındaki kopmaz bağı güçlendirmek amacıyla bu tür toplantıların önemine değindi. “Ortak bir dil, ortak bir tarih ve ortak bir kültürel bilinç, Türk Dünyası’nın geleceğini şekillendirecek en önemli unsurlardandır” diyen Raev, TÜRKSOY gibi kuruluşların bu birliği güçlendirmedeki rolünü vurguladı.
Genç Nesillere Aktarılacak Miras
Raev, Türk Dünyası’nın kültürel ve bilimsel mirasının genç nesillere aktarılmasının önemine değinerek, “Bizler, o meşalenin taşıyıcıları olarak, Türk Dünyası’nın kültürel ve bilimsel birlikteliğini daha da güçlendirmek için buradayız. Çünkü biliyoruz ki dilimiz, tarihimiz ve kültürümüz bir bütünün parçalarıdır ve ancak bu bütünlük içinde geleceğe emin adımlarla yürüyebiliriz” ifadelerini kullandı.
Ahmed Cevad Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy ise konuşmasında, 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı’na katılan Türk aydınlarının akıbetine dikkat çekti. Ersoy, “1926 yılında Bakü’de bir araya gelen Türk aydınları, ortak bir alfabe ve Türklüğün geleceği üzerine çalışmalar yaptılar. Ancak bu aydınlar, ülkelerine döndüklerinde Stalin rejimi tarafından ‘pantürkist’ suçlamasıyla yargılandı ve birçoğu 1937-38 yıllarında idam edildi” dedi.
Ersoy, bu dönemde 80 binden fazla Türk aydınının Türkçe bilmek, Türkçeyi yaymak ve Türklüğün geleceği için çalışmak suçlamasıyla katledildiğini belirterek, “Bu aydınlar, bugünkü Türk Dünyası’nın ortak alfabesini, bağımsız Türk devletlerini ve Türkoloji biliminin temellerini attılar. Onların mirasını yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak bizim en büyük sorumluluğumuzdur” ifadelerini kullandı.
Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Bostancı da toplantıda yaptığı konuşmada, Türk Dünyası’nın kültürel ve akademik birliğine katkı sunmanın önemine değindi. Bostancı, “Bugün burada, Türk Dünyası’nın ortak hafızasını canlandırmak ve geleceğe dönük adımlar atmak için bir araya geldik. Bu toplantı, Türkoloji biliminin gelişmesine ve Türk Dünyası’nın birlik ruhunun güçlenmesine önemli bir katkı sağlayacaktır” dedi.
Panel Oturumları ve Konuşmacılar
Açılış konuşmalarının ardından üç oturum halinde düzenlenen panelde, Türk Dünyası’nda yaşanan baskı dönemleri ve Türkoloji biliminin geleceği ele alındı.
- I. Oturum (Oturum Başkanı: Prof. Dr. Ruhi Ersoy):
- Prof. Dr. Öcal Oğuz, “Yerelde Evrensele Türkolojinin Yolculuğu” başlıklı sunumunda, Türkoloji biliminin yerel değerlerden evrensele uzanan yolculuğunu anlattı.
- Prof. Dr. Bilgehan Atsız Gökdağ, “Bakü Türkoloji Kongresi ve Katılımcıların Akıbeti” başlıklı konuşmasında, kongreye katılan aydınların maruz kaldığı baskıları ve trajik sonuçlarını değerlendirdi.
- Prof. Dr. Ahmet Buran, “Kurşunlanan Türkoloji” başlıklı sunumunda, Türkoloji biliminin Sovyet rejimi tarafından nasıl hedef alındığını ve bu süreçte yaşanan kayıpları anlattı.
- II. Oturum (Oturum Başkanı: Hasan Şener):
- Prof. Dr. İbrahim Dilek, “Türk Dünyasında Repressiya” başlıklı konuşmasında, Sovyetler Birliği döneminde Türk halklarına yönelik baskı politikalarını detaylandırdı.
- Prof. Dr. Cemile Kınacı Baran, “Repressiya Mağduru Türkologların Eşleri ve Aileleri” başlıklı sunumunda, baskı döneminde ailelerin yaşadığı zorluklara dikkat çekti.
- Sabırbek Börübay, “Kırgızistan’da Repressiya Mağdurları: Ata-Beyit ve Kekilik Uçar Beyiti” başlıklı konuşmasında, Kırgızistan’da yaşanan baskılar ve bu dönemin izlerini taşıyan anıtları anlattı.
- III. Oturum (Oturum Başkanı: Turan Şahin):
- Doç. Dr. Esma Özdaşlı, “Türk Dünyası’nda Repressiya Uygulamasının Siyasi Sosyal ve Kültürel Sonuçları” başlıklı konuşmasıyla repressiyanın toplum üzerindeki etkilerinin altını çizdi.
- Prof. Dr. Mehmet Çevik, “Türkoloji Diplomasisi ve Dünya Türkoloji Merkezleri” başlıklı sunumunda, Türkoloji biliminin uluslararası alandaki yeri ve diplomasiye olan katkısını değerlendirdi.
- Prof. Dr. Asiye Mevhibe Coşar, “Yapay Zekâ Çağında Türkoloji Eğitiminin Sorunları ve Teklifler” başlıklı konuşmasında, teknolojik gelişmelerin Türkoloji eğitimine etkilerini ve çözüm önerilerini sundu.
Panel oturumlarının ardından kapanış konuşmasını Prof. Dr. M. Hanifi Macit’in yaptığı toplantı, Türk Dünyası’nın ortak kültürel mirasını koruma ve gelecek nesillere aktarma konusunda önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Etkinlik, Türk Dünyası’nın kültürel ve akademik birliğine katkı sunan tüm katılımcılara teşekkür belgelerinin takdimiyle sona erdi.