Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Şükrü ALNIAÇIK “Terörsüz Türkiye”nin Siyasi Mimarlığı Elbette Devlet Bahçeli’ye ve Bize Yakışır

Tarihçi Şükrü ALNIAÇIK “Terörsüz Türkiye”nin Siyasi Mimarlığı Elbette Devlet Bahçeli’ye ve Bize Yakışır.

Tarihçi Şükrü ALNIAÇIK “Terörsüz
“Siyasi Mimar” henüz terimleşmiş bir Siyasetçi tipi değil. Çünkü mimarlık siyasetin içinde zaten vardır ve liderlerin siyaset geliştirirken yaptıkları bir ön çalışmadır. “Modern Türkiye’nin Mimarı” gibi münferit sıfatlar mevcut olsa da bunlar istisnadır.
Esasen muktedirken, ordu emrinizdeyken hele de inkılap esnasında siyasi mimarlık yapılabilir. Ancak bu tür önemli inşa faaliyetleri siyasette her lidere nasip olacak davranışlar değildir.
Hele muhalefette iken ve 10 puanın biraz üzerinde bir oy potansiyeliniz varken tüm ülkeyi şekillendirecek bir siyasi mimarlık faaliyeti, bugüne kadar kimseye nasip olmamıştır.
Devlet Bey’in muhataplarını şaşırtan ve O’nu bir kalıba sokmakta zorlandıkları için hakkında afaki ezberlerle hareket etmeye zorlayan tarihsel vaziyet bu istisnaî durumdur.
MHP’ye “Devlet Partisi…” Devlet Bahçeli’ye de “Devletin Adamı!” deyip geçmek, bunların en çok başvurduğu, tembel işi yakıştırmalardır.
Oysa hepimizin bildiği gibi böyle bir durum yoktur. Aslına bakarsanız, hainler hariç askerlik yapan ve vergi veren her Vatandaş “Devlet’in adamı” şer odakları hariç Anayasa’ya ve Siyasi Partiler Kanunu’na göre siyaset yapan her parti “Devletin partisi”dir.
Devletle milletin arasını açanlar ve bu kavramlara olumsuz anlam yükleyenler, “Devlet”le ilgili olarak Siyonist yayınlarla kafası karıştırılmış olanlar veya onları kendi ajandalarına göre kerizleyen kripto Taşnak’çılar ve Hoybun’culardır.
Bugün neden Devlet Bahçeli’ye düşman olduğunu bilmeyen milyonlarca insan vardır. Onları bu hale getiren, gürültüsü cürümünden fazla çıkan devlet düşmanı propagandadır.
Devlet Bey’in MHP’nin özgül ağırlığını, kilit parti özelliğini zaman ve mekan ikilisiyle etkin bir şekilde koordine ederek 2015’ten itibaren yaptığı siyaset mimarlığı ve sistem mühendisliği hiç kimse için sır değildir.
1- Önceki PKK’ya alan hakimiyeti sağlayan Çözüm Sürecini Sayın Bahçeli siyasi mühendislik hamlesiyle bitirmişti.
2- PKK’ya alan açan ve FETÖ misyonuyla yanlış başlatıldığı anlaşılan çözüm sürecini 7 Haziran 2015 Seçimlerinde aldığı 16,29’luk oyu etkin bir şekilde kullanarak ülkeyi “Yeniden Seçim”e götüren Devlet Bahçeli, hükümetin seçim politikasına yönelerek 20 Temmuz 2015 itibariyle PKK’ya karşı başlattığı etkin mücadele sayesinde Devlet’in itibarını çukurdan çıkarmıştı.
3- Aynı 7 Haziran seçimlerinde içinde HDP’nin de olduğu % 60’lık blok siyasetini,
Kılıçdaroğlu’nun Başbakanlığı kendisine ikram etmesine rağmen elinin tersiyle iten de Sayın Devlet Bahçeli’ydi.
4- Hükümet, o günlerde, kırk yıldır devlete sızan FETÖ’ye karşı seküler-İdeolojik bir partinin asla yapamayacağı bir tasfiye hazırlığı içindeydi. Devlet Bey, 15 Temmuz 2016’da bu “Devlet içinde Devlet” veya Paralel Devlet yapılanmasına karşı girişilen doğrudan demokrasi operasyonunu da destekledi ve seçilmişlerin atanmışlara veya beyni yıkanmışlara üstünlüğü yönünde ciddi bir inisiyatif alarak mühendislik faaliyetine devam etti.
5- 2017 Referandumu’yla yarı başkanlık sistemine geçilmesi ve karşılıksız bir dışardan destekleme siyasetiyle Cumhur İttifakı’nın kurulması, Devlet Bahçeli’nin usta bir siyasi mimar olarak 22 Ekim hamlesini yapabilmesine doğru giden kilometre taşlarıydı.
6- Yani Devlet Bahçeli, durup dururken İmralı inisiyatifini kullanmadı. MHP’nin 55 yıllık birikimini de arkasına alarak bu hamleyi yaptı.
7- Türkiye’de bayrak düşmanları ve ibneler arasında seçim anketi yapsanız, DEM, İşçi Partisi ve Yeşil Sol İttifakı birinci çıkar. Şehit aileleri arasında yapsanız MHP ve bu sayede Cumhur İttifakı açık ara birinci çıkar.
Öyleyse marjinal sayılabilecek, yangın bombası gibi bir çözüm hamlesini yapmak da MHP’nin ve Devlet Bey’in hakkıdır.
8- Devlet Bey, Öcalan’ı bir siyasi çözüm aparatı olarak sahaya sürme hak ve yetkisini herhangi bir gizli merciden değil, sizden benden, yani hepimizden almıştır.
9- Ala Rızgari’li, KDP’li Kürtçü Zülküf Şahin tarafından 4 Ocak 1968’de vurulan Ruhi Kılıçkıran’dan almıştır.
10- PKK’nın Üniversite Yapılanması üyesi, Nurullah Semo tarafından 20 Şubat 2015’te bıçaklanan Fırat Yılmaz Çakıroğlu’ndan almıştır.
11- 1968’den 2015’e kadar Kürtçü teröristler tarafından toprağa düşürülen binlerce Ülkücü şehitten almıştır.
12- Annesi ve kız kardeşiyle birlikte Bir iftar daveti dönüşü şehit edilen MHP’li Bingöl Belediye Başkanı Hikmet Tekin’den almıştır. O’nun olay esnasında dili tutulan ve geçtiğimiz yıl rahmet-i Rahman’a kavuşana kadar tek kelime konuşamayan Ülkücü kızkardeşinden almıştır.
13- PKK’nın tasfiyesi için 40 yıldır dağlarda vuruşan ve binlercesi şehit düşen hilal bıyıklı Özel Harekatçılardan almıştır.
14- Fatura borcunu ödeyemediği için evinin elektriği kesikken, Hakkari’de şehit düşen fakir komando Birol Elmas’tan almıştır.
15- Tabuta sığmayan delikanlı, Selçuk Paker’den almıştır.
“Yemen Yolu çukurdandır,
Kara Kazan bakırdandır,
Zenginimiz bedel verir,
Askerimiz fakırdandır.”
16- Yani bu iş bir fazla uzamış bir askeri meseledir ve bu işi yine memleketin fakirleri çözecektir.
Çünkü fakirlerin uykuları kaçarken zenginlerin, jakobenlerin, allahsızların ve g.tverenlerin keyfi yerindedir.
MHP tabanını yani, ülkenin “ev kira ama memleket bizim” diyen fakirlerini temsil eden Devlet Bahçeli’nin neden bu işe giriştiğini anlatan bu listeyi, 3500’e kadar uzatabiliriz.
Bunlar, hiç kimsede bulamaycağınız, bizim kanıksadığımız, ama dışarıdan bakıldığında dikkat çeken ve bizi hak sahibi kılan kutlu müktesebatlardır.
İşte burası “Siz hiç yalılardan, villalardan rezidanslardan çıkan şehit cenazesi gördünüz mü?” demenin tam zamanıdır.
Yıllardır bu ülkede terörle mücadelenin bütün sıkıntısını Ülkücü Türk Milliyetçileri çekerken ve elalem Laila’larda, Reina’larda keyfine bakarken bu lanetli süreci sona erdirmek, elbette Devlet Bahçeli’nin kendisini sorumlu hissettiği bir konu olacaktır.
Diğer söylemlerin hariçten gazel atmaktan bir farkı yoktur. 22 Ekim’den sonra yelkenleri Ülkücü nefesiyle dolan siyaset teknesi bunun için hızlanmıştır.
HDP’nin meşruiyetine senelerce tek başına itiraz etmiş ve ne hükümetten ne de yargıdan olumlu bir karşılık alamamış davacı, Devlet Bahçeli liderliğindeki MHP’dir.
Terörsüz bir Türkiye’nin mimarı olmak elbette Devlet Bahçeli’ye yakışacaktır.
Siyasi açıdan riskli midir evet risklidir. Stratejik açıdan sakıncalı mıdır evet sakıncalıdır. Başarısız olması halinde MHP’yi 7 puanın altına da çeker mi?.. Evet böyle riskler vardır.
Ancak Devlet Bey gibi “önce ülkem ve milletim” diyenler için bunun bir ehemmiyeti yoktur.
Çözüm için Öcalan’ı açıkça göreve çağırmak, PKK’yı şımartabilir, HDP’yi rahatlatabilir. Evet bunlar da hesabın içindedir.
Bütün bunlar, Apo’nun söyleyecekleri ve ondan sonra yapılacaklarla ilgilidir. Devlet Bey’in sorumluluğu ve aldığı risk, 22 Ekim 2024 ve onu takip eden duyurularıyla bitmiştir.
Terörsüz bir Türkiye hayali gerçek olacaksa, hatta Öcalan umut hakkı bonusu olarak Suriye’deki PKK’lıları terhis edip, PYD’yi de İsrail’in elinden alıp Şam’a bağlayacaksa…
Araplarla Kürtler salata karışımdır, soğanlarla domatesler birbirinden ayrılabilir, özerk olabilir.
Dindendir, kültürdendir, mezheptendir, meşreptendir fark etmez… Biz Kürtlerle birlikte bin yıldır Tarih yapıyoruz. Bu bir “çorba karışım”dır, bizde özerklik, ayrılık gayrılık olmaz.
Bunlar Yahudi Marks’ın, başka da hiçbir işe yaramayan puştluklarıdır.
Adamı dininden çıkar sağa sola saldırt.
Hiç Yahudi kompradorlara sataşan bir marksist veya PKK’lı kürt gördünüz mü?
Öldürdükleri fakir Müslüman’ın haddi hesabı yoktur.
Her iki tarafta da ayrılığı “seküler” kimlikli cühelanın yapması, birlikte yaptığımız tarihin 900 yılının din birliği sayesinde olmasından kaynaklanmıştır.
Dinden çıkan anarşistler, çorbadan çıkan saç kılı gibi milli birlikten ayrılmıştır.
Esasen Marksizm’in dünya çapındaki işlevi budur. İngilizlerin Protestan yaparak İngiltere’ye, Fransızların Katolik yaparak Fransa’ya bağlayamadığı Kürtleri, Yahudiler Marksist yaparak Amerika’ya ve İsrail’e başlamışlardır.
Türkiye’deki ilk Komünist faaliyetleri, Toscana-Livorno kökenli Sefardik Yahudilerin Selanik’te başlatıp; İstanbul- Anadolu yönünde yaydığı bir sır değildir.
Bu siyaset, “bana yar olmayan din, sana da yar olmasın” yaklaşımıdır. Dinden çıkan etniğin kaderini emperyalizm belirlemektedir.
PYD’nin dönüp dolaşıp İsrail’in kucağına oturmasının böyle 150 yıllık bir mazisi vardır.
Konuyu Haçlı Seferleri’ne kadar götürüp, “Arslan Yürekli Richard’ın Selahaddin Eyyubi’den intikamı”na da bağlayabiliriz.
Amaç Kudüs Haçlı Kontluğu’nu (İsrail) desteklemek üzere ABD’nin desteğiyle Edessa/Urfa Haçlı Kontluğu”nun (Rojawa) kurulmasıdır.
Böyle olunca da elbette Edessa Haçlı kontluğu projesini başlarına yıkacak bir Nureddin Mahmut Zengi bulunacaktır.
Selahaddin Eyyubi’nin torunu olmakla övünenlerin, Richard’ın, Philippe’in, Barbarossa’nın milis gücü olmasına elbette Tarih’in bir itirazı olacaktır.
Bazı yorumcular, DEM’in Kürtleri temsil kabiliyetinin tanınmasıyla, MHP’nin de Türkleri temsil ettiğini dolayısıyla bunun bir Türk etnikleşmesine kapı açacağı yorumunu yapıyorlar.
Bu yorumun iki arızası vardır. Birincisi DEM ve İmralı, Kürtleri değil eli silahlı PKK’yı temsil ettikleri için muhatap alınmışlardır. Kürtlerin tamamıyla ilgili bir siyasi rezervasyon yoktur.
Eğer DEM Kürtleri temsil ediyorsa DEM’e oy vermeyen Kürtler neyi temsil ediyor? Türkleşmeyi mi?..
İkincisi eğer MHP, ayrılıkçı partinin karşısına yüreklice dikildiği için Türkleri temsil ediyorsa, hayatının hiçbir döneminde MHP’ye oy vermeyen Türkler Kürtleşmeyi mi temsil ediyor? Kürt de olmadıklarına göre hiçleşmeyi mi?..
Yoksa Piçleşmeyi mi temsil ediyor?..
Estağfırullah, bu yorumdan çıkarabileceğiniz doğru bir sonuç yoktur!
Devlet Bahçeli, çizdiği projeyle Kürtleri, Selahaddin Eyyubi’nin torunu, Bağdat Nizamiye’sinin Şâfi’si ve Türklerle birlikte Darül İslam’ın hâmisi olmakla, emperyalizmin piçleşmiş kölesi olmak arasında bir yol ayrımına sokmuştur.
Apo yarın ya helallik isteyerek PKK’ya silah bıraktıracak ve Kürtleri, Selahaddin Eyyubi’ye iade edecektir.
Ya da ayrılıkçı Kürtler, Selahaddin’in Türk çeliğinden yapılmış kılıcıyla karşı karşıya kalacaktır.
Apo bir yanlış yaparsa, PKK’nın cezasını kesmek de Devlet Bey’in liderliğinde bizim hakkımızdır.
Zaten kırk yıldır yaptığımız da budur.
Özetle, bizden başka kimsenin dert etmediği bir meseleyi çözmek yine bize kalmıştır.
Allah, Bilge Lidere sağlıklı günler, huzurlu yıllar, uzun ömürler versin.
Devlet Bahçeli, bu tarihi oyunu bozabilecek ve bin yıllık kardeşliği yeniden inşa edebilecek tek siyasi mimardır.
Sağlığına ve hayırlı mesailerine duacıyız.
Şükrü Alnıaçık
26 Şubat 2025
Fotoğraf açıklaması yok.